TÜRK İNSANININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Az ya da çok hemen her Türk insanında bulunan bazı karakteristik özellikler vardır. Bunların çoğu hem kişi hayatı hem de toplumsal yaşam açısından aslında olumlu özelliklerdir. Ancak, bu iyi ve olumlu özellikler YANLIŞ AMAÇLARLA veya ABARTILARAK kullanıldığında, hem kişi hem de toplum yaşamını rahatsız edecek durumlar ortaya çıkar.

Aşağıda bu genel özellikler olumlu ve olumsuz yönleriyle beraber sıralanmaya çalışılmıştır. Bunların olumlu taraflarını daha güçlü, olumsuz taraflarını ise etkisiz kılmaya yönelik çalışmalar hem kişisel hem de toplumsal olarak üzerinde düşünülmesi ve uygulanması gereken konulardır.


1. TÜRK İNSANI BİRBİRİNİ (TANIDIKLARINI) TUTAR

OLUMLU YÖNÜ : Özellikle sıkıntılı dönemlerde, kişisel veya toplumsal sıkıntıların aşılması için çok gerekli ve faydalı bir özelliktir. Herkes öncelikle aile bireyleri, sonra akraba, komşu, arkadaşları ve diğer tanıdıkları olmak üzere kendisine yakın gördüğü / hissettiği kişiler ile daha fazla ilgilenir, onların yardımına hemen koşar, iyi ve kötü günlerinde yanına gidip destek olamaya çalışır. Toplumsal birliktelik açısından çok önemli bir özelliktir. Kurtuluş savaşı gibi topyekün mücadele gereken durumlarda çok işe yarar.

OLUMSUZ YÖNÜ : Konu bulunduğu mevki itibariyle devlet veya belediye gibi sadece kendine ait olmayan kaynakların kullanımı olduğunda, işte bu birbirini (tanıdıkları) tutma özelliği memleketin son derece zararına çalışır. Nitekim, neredeyse tüm Türk devletleri bu yanlış (resmi işlerde) birbirini tutmalar yüzünden birçok haksız kazanç ve kaynak israflarına şahit olmuştur / olmaktadır.


2. TÜRK İNSANI AZLA YETİNEBİLİR

OLUMLU YÖNÜ : Yine özellikle sıkıntılı dönemlerde, neredeyse sadece temel beslenme ihtiyaçlarını karşılaması durumunda bile Türk insanı hayatını devam ettirebilir. Dünya, ülke veya aile çapındaki büyük krizlerde, bu sayede gelecekle ilgili olumlu adımlar atabilmiştir Türk insanı.

OLUMSUZ YÖNÜ : Bu özellik, ülke içinde veya dışında hakkı yendiği halde elinde kalan kısıtlı kaynaklarla yetinip yine de şükretmek biçimine dönüştüğünde, Türk toplumuna büyük zararlar vermektedir. Toplumun büyük kesimi, ancak kendisinin veya değer verdiği kişilerin canı fazlasıyla yandığında tepkisini dile getirebilmektedir. Ve malesef bu bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmek şeklinde ortaya çıkan tepkisizlik, birçok hakkının göz göre göre yenmesine yol açmaktadır Türk toplumunun.


3. TÜRK İNSANI HERKESİ KENDİSİ GİBİ İYİ NİYETLİ SANAR

OLUMLU YÖNÜ : Kendisine yüzyıllardır / yıllardır yapılmış olan tüm kötü muameleleri ve uygulamaları bir kenara bırakıp hasmıyla barışabilir ve onunla iyi ilişkiler kurabilir Türk insanı. Toplumun bütünlüğü, birbiriyle muhabbetini sıcak tutabilmesi ve dünya barışı açısından bu kolay ve karşılıksız bağışlama özelliği faydalıdır.

OLUMSUZ YÖNÜ : Kendisini yüzyıllardır / yıllardır kandıran, aldatan, dolandıran, soyan ve aşağılayan millet ve kişileri güncel yalanlarına kanarak hâlâ iyi niyetli zannetmesi tarih boyunca zarar vermiştir Türklere. Hep sırtlarından bıçaklanmışlardır. İç ve dış siyasette bu malesef sık sık karşılaşılan bir durumdur.


4. TÜRK İNSANI MİSAFİRE İYİ, NAZI GEÇENE KÖTÜ DAVRANIR

OLUMLU YÖNÜ : Toplumsal samimiyetin tesis edilmesi ve sürdürülmesinde misafirlik müessesesi çok faydalıdır. Türk insanı misafirleri için elinden gelenin en iyiysini yapmaya çalışır, misafirlerin yapacağı hataları ise çok büyükleri hariç hemen affeder.

OLUMSUZ YÖNÜ : Hayatının diğer bölümlerinde canını sıkan ve hatta sinirlendiren ama tepki veremediği konular yüzünden, nazı geçen kişilerin (ev ahalisi, akrabalar, samimi dostlar, vb.) küçücük hatalarını büyütüp onlara çok sert davranır,  haksız yere bağırır ve hatta kavga bile edebilir. Bu kontrolsüz deşarj olma yöntemi, aile içi şiddetin ve gittikçe artan toplumsal çözülmenin de en büyük nedenidir.

ÇÖZÜM YÖNTEMİ : Kişi Kendini sinirlendiren her ne olursa olsun, bu konudaki rahatsızlığını içine atmadan en uygun üslupla hemen yerinde dile getirmelidir. Böylece içe atılıp psikolojik problemler büyütülmemiş ve nazı geçen kişiler gereksiz yere incitilmemiş olurlar. Ayrıca dile getirilen rahatsızlıklar ile olayın veya durumun çözülmesi ve/veya düzeltilmesi için gereken bazı detay bilgilerin de açığa çıkma ihtimali artar.


5. TÜRK İNSANI EMEK SARF EDEREK KAZANMAYI SEVER

OLUMLU YÖNÜ : Türk insanı ya işin başında fiziksel olarak ya da masa başında alın teri dökerek kazanmayı daha çok sever. Bu tür kazanç daha onurlu ve tatmin edicidir elbette.

OLUMSUZ YÖNÜ : Yüzyıllardır emek işlerini kendisi yapıp mali işleri yabancı azınlıkların veya içinden çıkan birkaç dışa bağımlı büyük sermayedarın eline bırakmış olan Türk milleti, bağımsızlığının temel yapı taşlarından biri olan ekonomik bağımsızlığını tekrar kaybetmek üzeredir.

ÇÖZÜM YÖNTEMİ : Özellikle son yarım yüzyılda karşılıksız basılan tonlarca para ile sanal bir otorite ve ekonomi imparatorluğu kurulma çalışmaları karsında ezilmemek için Türk insanı öncelikle kendi ekonomisini kendisi yönetir hale gelmelidir. Yani finansal konularda da uzmanlaşmalı, gerekli siyasi değişimleri yapmalı ve kendi yeraltı/yerüstü kaynaklarını dünya pazarlarında makul koşullarda pazarlayarak önce ekonomik bağımsızlığını geri kazanmalı, sonra da halkının refahını ve huzurunu arttırmalıdır. Bunlar sağlandıktan sonra ise tarihi mazlum uluslara örnek olma ve muhtaç ülkelere insani yardımlar yapma görevlerini daha büyük ölçeklerde yerine getirmelidir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !